21 Haziran 2011 Salı

Beyaz Şahin veya Siyah Jeep, İşte Bütün Mesele Bu

"Abi kızlar arabalı erkeğe veriyorlar" söylentisine inanarak, bir mythbuster gibi değilde daha çok köy kahvelerinde kazıya gelen arkeoloji öğrencilerine definecilik teklif eden amatör hazine avcıları gibi bizzatihi bunu uygulamaya kalkan adamlar vardır.
Yukarıda adı geçen söylem sadece "Beyaz Şahinle Haçlı Seferine" çıkan kitleye ait değildir. Bir üniversite öğrencisinden bile duyabilirsiniz (üniversitelerin durumu malum) "araban olacak hacı"yla başlayan ütopyaları. İşte bunu uygulamaya geçiren ama tersten uygulayan kitledir "beyaz şahin içinde müzik dinleyen adamlar."Aslında baştan mantık hatası yapmış gibi görülürler. Denir ki "Ulan araba zaten beş kişilik, beşte kız bulsanız (bkz: kıyamet alametleri) nasıl sığacaksınız?" Bu kitlenin amacı zaten kızları da arabaya doldurmak değildir. Yani bir kaç tane vardır "Kızları arabaya atıcan sürücen ormana" diyenlerde onlarda o grubun marjinalidir sonuçta veya kız miktarına göre uygulanabilir, şartlara bağlı kalmış bir şeydir bu. Ama ilk elde amaç bu değildir. Asıl hedef kendi sosyal statülerini yüksek göstermek amacıyla, toplumdaki zenginlik ve iş-güç sahibi adam idolünün belirleyici unsurlarından olan araba sahibi olduğunu göstererek bayanlar nezdinde itibar kazanmaktır. Bunlara tümden kro, parasız, gariban, maganda, demek genellemenin b.kunu çıkartmakla eşdeğerdir çünkü aynı eğilim geliri yüksek, amiyane tabirle "zengin çocuğu" olmakla suçlanan insanlar da görülmektedir.
Hepsi bir noktada "kendince" haklıdır. "Ergenlik çağından sonra bayanlardaki beğeni kriterleri, hoşlanma ve türünü devam ettirme dürtüsünde beğeni ölçütü yakışıklılardan, popülerlerden gider, zengin ve güçlü erkeklere doğru kayar" önermesine dayanarak faaliyete geçerler. Bir nevi cep telefonu, gözlük ve sigara paketini masanın üstüne anahtarla beraber koymak, marka giyinmek gibi sosyal statüsünü gösterme veya olduğundan üstün gösterme endişesini taşırlar. Buna kendileri öyle bir inanırlar ki genele teşmil etmesek bile, ufaktan "zengin göründüğüme göre birinden hoşlandığımda reddetmesi mümkün" değildir diyerek, feodal yapımızdan gelen "reddedilme korkusunu" aşar, bu korkunun giderilmesiyle karşı cins karşısında çekinmez hatta üstün göstermek adına laf atma gibi tasvip etmediğimiz metodlarla bunu dışa yansıtabilirler. Bu cidden doğru bir tespittir kültürde bunu destekler. "Erkek olan parasız gezmez", "parasız erkek ş.r.fsizdir" türevinden atasözleriyle, ataerkil gelenekle büyüyen adam parasızken evde pısarda parayı bulunca sokağa çıkar. Kadınlardaki para harcama, alışveriş dürtüsüdür erkeklerdeki "param var ve bunu göstermeliyim" dürtüsüdür. Cip veya şahin farketmez, belli bir noktadan sonra bu tür bir düşünce gelişecektir. Çıkış noktaları aynı olsa da Şahinciler dediklerimizde bu daha farklıdır. Kendisinin karşı cins tarafından ezildiğini düşünen şahinciler, ellerine bu üstünlüğü (Beyaz şahin yani hareket serbestiyeti olan, özgür, ayakları üzerinde durabilen erkek) geçirdiklerinde sosyal statülerinin arttığını düşünerek içindeki ezikliği laf atmayla gidermeye çalışırlar. Yüksek müzik sesleri de bu dikkat çekme ve duyuru isteğinin dışa yansımasıdır. Kısacası müzikten laf atmaya bu dikkat çekmeye yönelik hareketler "Bakın param var" düşüncesinden kaynaklanır.
Yüksek sesle müzik dinlemenin gaza getirici etkisi vardır ama bunun nedeni mehter marşında olduğu gibi doğrudan bir etkileme değildir. (bkz. Davul sesini duyanda gaza gelen yeniçeri) Yüksek sesle müzik dinlemenin mantığı şudur: Yüksek ses dikkat çeker + Dikkat çektiğimden arabama bakarlar + Sosyal statümü görerek ne kadar havalı olduğumu görecekler = Ben havalıyım". Jeepte (yada biz cip diyelim) cipte durum buyken şahinde de durum budur. Tek fark şahinde etkisi daha çoğul özelliklidir. Bilinçaltındaki "havalıyım" düşüncesi, bünyeyi ister istemez gazlamaktadır.
Sosyal statüsü daha yüksek ve maddi geliri uygun olanlar bireysel takılırlar (yalnız kovboy)ama şahinciler dediklerimizin çoğunluğu maddi durumu kısıtlı olduğundan yada orta gelirli olduğundan (istisna olarak galerici, sanayiden yetişme modifiyeciler vardır) mahallelerindeki tek Şahin olanağından faydalanırlar. Zihniyet olarak çıkış noktaları aynı olsa da ayrıldıkları tek nokta belki de budur. Yani BMW'sinden yan kaldırımda geçen kızlara "Bruce Willis" imitasyonu bakış atmakla, Şahin'in camından sarkarak "Kaseye bak be" demek arasında ve bunu uygulayanlar arasında zihniyet aynıdır. Sadece sosyal statü devreye girer birine "kro, maganda, ezik" diyerek aşağılarız, diğerine ise "çapkın, play boy, gezicek abi" denir. Hatta bu ikinciye "genlerini aktarmak istiyor" diyen çifte standartçılarda vardır.
Belki biraz ilkel kalabilse de insanlarda bulunan kendi eşini seçme dürtüsünün bir değişik yöntemidir. Sözlü tacize ve cinsiyet ayrımcılığına yol açtığı için iğrenç ve tercih edilmemesi gereken ama toplumun büyük bir kesiminde kabul gören bir metoddur. Belli bir kitlesi yoktur ama bu noktada sosyal statüler arası eşitsizlikler kendini gösterir. Ciple gezene "Zengin p.çleri" diye dıştan küfretsekte içimizden onlara özeniriz ama Şahin'le gezenin durumunu bildiğimizden hem içimizden hem dışımızdan hakaret ederiz. Bizim için ciple gezen birinin komedi unsuru sadece konuşma şekliyken (bkz. Cadde çocuğu lisanıyla, tiky diliyle dalga geçmek), Şahin'ci nin her hareketi, davranışı komedi unsurudur. Bunda olduklarından farklı hareket etmenin etkisi vardır. Bu nokta da "Şahine doluşup gezen krolar" olarak yaygın bir komedi imajı olurlar. Tatar sözü vardır meşhurdur "Anan Tat baban Tat ne kerek saga balaban at min eşegin corgalat" atasözü gelir aklımıza, yaptığımız her espride gizli bir aşağılama vardır.
Bunda olduğundan farklı hareket etmeleri etkilidir tabi ama unutulmamalıdır ki bunların asıl ortaya çıkış nedenleri 90'ların başında parlayan "her mahalleye bir milyoner", "herkezin arabası olacak", "zengin olacağız" türü düşüncelerin milletin kafasında yayılması, artan yabancı diziler ve video filmlerin etkisiyle zengin ve havalı gençlik ütopyaları, maddiyatın yegane mutluluk sebebi sayılmasına neden olan "para para para" düşüncesidir. (bkz. Küçük Amerika) İdeolojiden sıyrılırsak o dönemde 3.dünya ülkelerinde Soğuk Savaş'ın bitip serbest piyasa ekonomisinin gelişmesiyle beraber bu tür umutlara herkezin kapıldığını görebiliriz. Bizim ülkemizde bu dalgadan payını almıştır. Neticede ortaya sonuçlardan biri olarak arabayla mutluluğu arayan umutsuz ve mutsuz gençler peyda olmuştur.
Günümüzde gençlik için cazibe metodları artık farklılaştı. Kapital dünya bu, herkese pazarlanacak bir şey bulunduğu gibi herkesin kendini başkalarına pazaralayacak yöntemleride oluyor. Genç ergenlerin sürekli geyiğini çevirdiği "Herkes maskeli ya" dedikleri aslında bir kötü niyetten ziyade günü ve kendimizi kotarmak adına oynadığımız roldür. Arkadaş gruplarımıza yaranmak için ideolojik takıldığımız, insanlara sempati yatırımı yapmak için apolitik takıldığımız dönemler vardır bunu kastetmiyorum. Anlatmaya çalıştığım şey herkezin kendini daha iyiye layık görmesi dolayısıyla, kendimizi en güzel en mükemmel gibi ortaya sunmasıdır. Zira Soğuk Savaş'ın bitimiyle beraber herkeze sunulan ve pazarlanan ideol dünya görüşünde, "zengin olacaksınız" denirken "çünkü siz bunu hakediyorsunuz" deniyordu. Herşeyi hakkettiğine inanan ve durumun ideolojik zeminini kendince hazırlayan toplum, zengin olmamak için bir sebep göremiyorken, zengin olmak için bir sebep sunulduğunda bu topluma daha cazip gelmişti.
Bununda yolu kendimiz olmamaktan, sürüye göre hareket ederek, sürünün en çekici üyesi olmaktan geçiyordu. Durumumuza, konumumuza, eğitimimize ve beklentilerimize göre, kimimiz bar köşelerinde şizofren, depresif, asi genç gibi gösteriyoruz kendimizi, kimimiz olduğundan daha kültürlü göstermek için boynumuzdan şalı koltuk altımızdan" Böyle Buyurdu Zerdüşt"ü eksik etmiyoruz. Olduğumuzdan daha güçlü ve korkutucu görünmek adına, isilik çıkarmak pahasına siyah paltolara bürünüp dizilerden aparma beylik lafları birbirimize sarfediyoruz. Olduğumuzdan güzel veya yakışıklı görünmek adına yüzümüzü boyalarla, erkek bakım kremleriyle, fondotenlerle kapatıyoruz, yeni bir yüz yaratmak için adeta heryerimizi sıvıyoruz.
Bu kötü bir şey değil elbette doğal bir şey çünkü her insan tutulmak ister. Önem verilen kişi olmak ister, sözü dinlenilsin, kendisine gıptayla bakılsın ister. Kimse bizi rol yapmakla suçlayamaz zira oynadığımız karkaterleri doğrudan kendimiz gibi canlandırdığımız için enstürmantel oyuncu tipi dediğimiz kendisini oynayan oyuncu oluyoruz. Uzun vadede "seni yanlış tanımışım" konulu ayrılıklar gibi olumsuzluklar olsa da bu bizim iyisiyle kötüsüyle doğamızın bir parçası. İşin temeline indiğimizde beyaz şahin içinde müzik dinleyen beş kro'yla, onlarla dalga geçen bizler arasında pek bir fark olmadığını aynı zihniyetin ürünü olduğumuzu görmekteyiz. Uygulamalarımız, konumlarımız, kafa yapımız ne kadar farklı olsada.
Velhasıl kelam mesele siyah beyaz kadar net aga. Siyah jeep yada beyaz şahin. Beyaz atlı prens diye inleyen prenseslerin siyah jeep tezatlığına bir karşı duruş olsada beyaz şahin, her zaman için mağlup sayılacaktır, yenilecektir. O şahinle gezen elemanlara iyi bakın suratları kıpkırmızıdır. Sanmayın utançtan yahut camdan sarktıkları için vuran rüzgarda. Hayır bilemediniz sarktıkları kızların tokat izleride değil. Onlar kaderin sillesidir. Siyah jeepteki elemanın kızıllığı? O votkadan o. E napsın çocukcağız o kadar yakışıklı, zengin, playboy olmuş, azıcık heyecan yüzünden votkada mı içmesin? Genini aktarıyor değil mi çifte standartçılar?
Hayat Emrah filmleri gibi lan. Emrah arkadaşlarının arabasından kıza bakar, kız gülsede arkadaşları güler, dalga geçer, "serseriye bak" derler. Zengin çocuk kızı zorlar bazı şeylere Emrah değilk. Senaryoyu bir anlığına unutun aga gerçeklere bakın bi. Normalde o kız Emrah'ı "serserşye bak manifestosu"yla kovalar, gider zengine takılır. Emrah'a "serseri" diyen anne baba, zengin çocuk'a ses çıkarmaz "evlendirmeye bakar". Sonra... Senaryoya bağlı kalırsak kız hamile kalır çocuk bırakır, Emrah kıza sahip çıkar. Gerçekte ise "evlensin" diye sahipsiz bırakılan kızcağız, bir avuç gerizekalı ergen özentinin karanlık düşlerine kurban gider, "kesik başlı"ya çıkar adı. Gerçekteki Emrah ise olayı televizyondan duyup "Hepsi orspu! işte Buda layığını bulmuş" der.
Dedim ya...Mesele net. Siyah beyaz ayrımı kadar keskin..."Bir arabaya bakıyor agaaa!"
28 Temmuz 2010-Edirne

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder