21 Haziran 2011 Salı

Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz



Sene 2008. Aylardan Şubat. Yaşam Sahne'sinde ikinci senem. Üzerimde yedi yıllık eski evimden taşınmanın ağırlığı var. Eskilerden yadigar, masalların geleneğinden el aldığım dedeyi Balıkesir'de bırakmışız. Yaşam Sahnesi'nde eskiler yeniler karışık. Canavar gibiyiz. Bir hafta sonra yarıyıl tatili başlamadan Edirne'ye gelip çalışmalara başlıyacağız. Balıkesir'deyim. Bir haftalığına İzmir'e gidiyorum. Mastema'yı ilk kez görücez. Daha önce buluşacaktık ama dedemin son zamanları özlerim diye vazgeçtim. Sonrasında vefat ve alkollü bir 2007. Atlattık o günleri neyse. İzmir'e girerken Manisa dağlarından geçerken başka duygulara kapılıyorum. Karlı dağlarda eskinin efeleriyle zeybekleri geliyor aklıma. Demirci Mehmet Efe, Yörük Ali Efe, Halil Efe, Çakırcalı Mehmet Efe, Ahmet Efe, Kör Arap, Hacı Mustafa, Gökçen Efe, Atçalı Kel Memed Efe. Ruhi Su'nun sesi çınlıyor kulağımda. kimileri zeybekler için:
"eski bir halkın kalıntısıdır" dedi.
kimileri:
"selçukluların kurduğu bir örgüttü" dedi.
kimileri "osmanlıydı",
kimileri de "korsandı" dedi.
kendilerine sorarsanız:
- bu dağların sahibi kim?
- emmi.
- yiğit kime derler?
- sözünde durana
- insan bu dünyaya niçin gelir?
- ölmek için
- şeytana inanır mısın?
- yardımcımızdır, derler törelerinde.
böylece arkalarında kimi zaman ürpertici,
kimi zaman özendirici,
kuvayi milliyeci, beratlı, madalyalı, bir sürü söylence bırakıp giden bu adamları bir de türkülerden dinleyin...

Ruhi Su'dan Kerimoğlu kulaklarımda çınlarken, ben eskinin pusatlı, palaskalı, yatağanlı, mavzerli martinli adamlarını düşünüyorum. Dedem düşüyor aklıma. Dağlar, dağ adamları, dağ kanunları üzerine hikayeler. At sırtında geceleri, kurda hayduda rağmen dağda gezen adamlar. Sırta saplanan hançerler, sırtından vurulan zeybekler, ve dedemin dediği: "Bizim kuşaktan yetişipte yatağında ölen çok azdır" sözleri. Yatağında bıraktığım bir eski dağ adamı. Anılar, türküler, efsaneler. Birde bizim oralardan Kırım ellerinden efe olmasada pomeşçiklere, mirzalara, Çarlık kuvvetlerine kök söktüren, Nogay balası, Köprüköy'den Alim Azamatoğlu geliyor. Yiğit adamdır, kahraman adamdır.
Düşlerimi yorgan yapıp sarınırken İzmir'e giriyorum zeybek ve efe hayaletleriyle. Ayrılırkende varlar. Bergama dağlarına kadar yanımdalar. Güzel bir haftayı geçirdim İzmir'de. Ama yine de içimde kaldı. Gider ayak otobüsün önünden Çakırcalı Mehmet Efe'yi görsek fena mı olurdu hani?
9 Eylül 2010-Edirne

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder