21 Haziran 2011 Salı

Tarihe Çok Yönlü Bakmak




Tarih bir acayip ilimdir. Her bir duvarı, her birinin akli dengesi bozuk yapı ustaları tarafından dikilmiş, farklı açılardan bakılmadan bütünü anlaşılamayacak bir binaya benzer. Ama o binanın bütününe bakmak, bütünü kavramak zor iştir. En zor yeride o duvarın o tuğlasının hangi dönemde niye konulduğunu bilmek. Onu çözemeyen adam bütünüyle yanlış görür, yanlış anlar, yanlış bakar. Bütüne birden bakmak lazımdır. Bir tepenin üstünden, bir tepenin ardından, bir karşı taraftan bakacaksın birde gözünü takvimden ayırmayacaksın, zamanın ruhunu anlayışını aklından çıkarmayacaksın.
Örnek verelim hocam;
Elimizde üç ayrı tip var. Üçüde bizim buralardan, zamanda 1999 olsun.
Birinci tip, 99 aldığı için ağlayan tip, “Neden 100 değil de 99?” diye kafayı takan potansiyel psikopat. Ha böyle çok adam var bizde takabiliyoruz neden 70 değil 65 diye de bu kafa apayrı. Bu kafa bundan dolayı ağlayan, arızaya bağlayan tip. ÖSS’ye çalışırken partiye giden arkadaşlarının ardından “kaybedecekler” diye sevinen, iyi bir dershane içindeki şampiyonlarla birlikte yıkılsa “potansiyel rakiplerimden kurtuldum” diye sevinebilecek olan, üniversite koridorlarında sıfırcılardan daha fazla küfür yiyen bir iflah olmaz. Çok çalışmaktan değil işi psikopati derecesine dayandırdığı için sosyal hayattan koparak "Ulan kız arkadaşım yok ama çok çalışırsam hiç yoktan şu boş gezen tayfayı geçerek yükselirim" psikolojisine giren insan tipi. 99 alma olayı ona göre komplo ve ayak oyunudur. Öğretmenler bilerek notlarını kırıyordur. Diğerleri gibi öğretmenler veya hocalar bile onun dehasını kıskanıyordur ve bundan yapıyordur gibi saçma komplo teorilerine inanan bir manyak. Çalışmadığı halde "neden düşük aldım" diye soranlarla karıştırılmamalıdır, bu iflah olmaz psikopat yarının Hitler’i, Napolyon’udur. İçindeki hırs seni beni yakar.
İkinci tipimiz bir satanist. Televizyonlarda haber kanallarına sıkça çıkan elemanlar. 1999 yılında deniz manzaralı bir mağarada,loserın sancaktarı üç gençin şarap çekip aldığı karar ve işlenilen bir cinayetle muhabbet konularına giren insanlar. Her haber kanalında rock konserlerinin görüntüleri eşliğinde bahsedilen adamlar. Metal müzikle rock müzikle pek bir alakaları olmadığı halde değişen bir kuşağın önyargılara kurban olmasına neden olan elemanlar bunlar. Hayat boş, ders boş, aile boş. Kız arkadaş yok, gençliğin bunalımlarının pençesinde, müptelay-ı bar hayatlarda ömrünü sürdürmede.
Üçüncü tipimiz “Of ya bir üniversiteye geçsem” diyen adam. Yani sen, ben. Yani biz. Herkes tarafından öyle bir şartlandırılmıştır ki üniversiteyi okyanuslar arkasındaki ütopya adası olarak görmeye başlar... Herkesin boğulduğu bir denizden kurtularak karaya çıktığını sanır ama ilk vizeyle birlikte aslında yamyamlarla dolu bir adaya geldiğinin farkına vardığında iş işten çoktan geçmiştir... Zeki Müren’in “Gitmek mi zor kalmak mı zor” şarkısındaki hissiyatı taşır bunlar. Yine de kalır. Sen bendir. Orta yoldan gider. Suya sabuna bulaşmaz.
Bu üç tip nasıl biridir diye sorsam? İyi mi kötü mü vasat mı desem nasıl puanlarız?
Tarih burada devreye girer. Der ki: “Birincisi iyidir. İkincisi kötüdür. Üçüncüsü vasattır.”
Nasıl yani? İnekleri övdüğümü, satanizm suçlamasıyla anılan insanlara baştan kötü damgası vurduğumu, sıradan olmayı aşağıladığımı söylüyorsunuz değil mi? Yanıldınız beyler bayanlar.
Yazının başını hatırlayın. Binanın birden fazla duvarı var dedim, farklı dedim. Etikete takılmayacaksınız bu bilmecede. Etiket yani tipler bilmecenin aldatmacasıdır. Karakterlere bakın. En görünen en objektif yönleri ne? Birincinin hırsını ilah kabul etmesi, herşeyi savaş sanması değil mi? İkincisinin en temel en objektif yönü herşeyden vazgeçebilecek intihara meyilli olması, yani aşırı uçlardan en beterine saplanması. Üçüncüsü ne? Üçüncüsü de vasattır fazla söze gerek yok.
Sorunun ikinci kısmı? Tarihi kimler oluşturur.
Cevap: Üçüncüsü hariç hepsi. Çünkü vasat adam tarih yazmaz… Kaybeden bile tarihe kaybeden diye geçerde vasattan bir bok olmaz. İhtilal ve savaş resimlerindeki duran adamdır o. Uzaktan bakar. Hangisi tarih yazdı, konjonktüre göre, hangisi tarihe geçer? İyi vea kötü kahraman veya kurban denkleminde tarihe geçer ama üçüncü adam olmak vasatlıktır…Ya kafayı çizeceksin yükselmekten kendini bitireceksin ya ikinci tip gibi böyle olup iyice dibe düşeceksin.
İyi veya kötü birinden biri tarihi yazar.
Bu tiplere arıza mı dediniz arızalar mı tarih yapar dediniz?
Yazının başına dönün ve mimarlarla ilgili açıklamayı tekrar okuyun.
Post Scriptum/Dipnot/ Hamiş/Derkenar: Tarihin yapısını çözdüyseniz yola devam edebilirsiniz…

16 Ocak 2011-İstanbul

2 yorum:

  1. Kısacası "Sizden bir b.k olmaz." diyorsun yani :) Tarihe farklı bir bakış açısı getiren, ilginç bir yazı olmuş. Özellikle şu kısmı çok sevdim:

    "Herkes tarafından öyle bir şartlandırılmıştır ki üniversiteyi okyanuslar arkasındaki ütopya adası olarak görmeye başlar... Herkesin boğulduğu bir denizden kurtularak karaya çıktığını sanır ama ilk vizeyle birlikte aslında yamyamlarla dolu bir adaya geldiğinin farkına vardığında iş işten çoktan geçmiştir..."

    Aynı ben :) Ben vasat olmaya razıyım. Varsın tarihi başkaları yazsın.

    Kalemine sağlık...

    YanıtlaSil
  2. Mehmet Berk Yaltırık:
    Tarih yapan aktörler söz konusu olduğunda vasat etkisiz elemandır. Tarih yapan kişilerin, karakterlerin sadece psikolojileri değil kişilikleride olaylar üzerinde etkili oluyor. Tarih normal adam işi değildir zaten. Yazıda da belirttiğim gibi, aklı gidip gelen duvar ustalarının inşa ettiği kompleks bir yapıdır. :) Teşekkür ederim üstadım :)

    YanıtlaSil