vampir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vampir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2020 Salı

Türkçe Vampir-Hortlak İnanışı Kaynakçası

 


      Akın, Haydar, Ortaçağ Avrupası’nda Cadılar ve Cadı Avı, Phoenix Yayınevi, Ankara 2011.

      Albayrak, Muzaffer, “Cadı Avcılarına Takibat”, NTV Tarih Dergisi, Sayı 21, Ekim, İstanbul 2009, s. 67.

      Aleksiva, İrfan Ç., Laz Halk İnançları ve Mitolojisi, Heyamola Yayınları, İstanbul 2022.

      Atnur, Gülhan, “Anadolu, Tatar (Kazan) ve Başkurt Türklerinin Masallarında İnsan Yeme (Yamyamlık) Motifi”, Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, S. 9, 2011, s. 132-151.

      Aytekin, Mesut, “Korku Sinemasında Vampir Filmleri ve Korku Sinemasının Tarihsel Sürecinde Değişen Vampir İmgesi”, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2006.

      Aycibin, Zeynep, “Osmanlı Devleti’nde Cadılar Üzerine Bir Değerlendirme”, Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, S. 24, Ankara 2008, s. 55-69.

      Beresford, Matthew, İfritlerden Dracula’ya Modern Vampir Mitinin Doğuşu, Çeviren: Funda Akkaya, Doğan Kitap, İstanbul 2014.

      Beydili (Memmedov), Celal, Türk Mitolojisi-Ansiklopedik Sözlük, Yurt Yayınları, Ankara 2005.

      Büyük Larousse, “Cadıcı’’, Cilt 4, Gelişim Yayınları, İstanbul 1986, s. 2113-2114.

      Crow, W. B., Büyünün Cadılığın ve Okültizmin Tarihi, çev. Fulya Yavuz, Dharma Yayınlar, İstanbul 2002.

      Çağlar, Burhan, “Osmanlı’da Cadılar, Vampirler ve Büyücüler”, Tarih ve Medeniyet, http://tarihvemedeniyet.org/2012/10/osmanlida-cadilar-vampirler-vebuyuculer/, (Güncellendiği Tarih: 20.10.2012-Erişim Tarihi: 20.07.2013)

      Çevirme, Hülya, Sayan, Ayşe, “Alkarısı İnanmaları ve Bilim”, Milli Folklor, 65, Bahar 2005, s. 67-72.

      Çobanoğlu, Özkul, Türk Halk Kültüründe Memoratlar ve Halk İnançları, Akçağ Yayınları, Ankara 2003.

      Diniz, Yeliz Özay, Evliya Çelebi’nin Acayip ve Garip Dünyası, Yapıkredi Yayınları, İstanbul 2017.

      Dirier, Ürün, “Türkler Nelerden Korkar”, Yeni Aktüel, S. 131, 10-16 Ocak, İstanbul 2008, s. 60-63.

      Dramalı, Zeynep, “Drakula”, Hürriyet Tarih, 5 Şubat, İstanbul 2003, s. 4- 9.

      Duvarcı, Ayşe, “Türklerde Tabiatüstü Varlıklar ve Bunlarla İlgili Kabuller, İnanmalar, Uygulamalar”, Bilig, S. 32, Kış 2005, s. 125-144.

      Dülger, Elif, “Evliya Çelebi Seyahatnamesi`ndeki Büyü, Sihir ve Falın Halkbilimi Açısından Değerlendirilmesi”, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Konya 2006.

      Düzdağ, Mehmet Ertuğrul, Şeyhülislâm Ebussuud Efendi Fetvaları Işığında 16. Asır Türk Hayatı, Enderun Kitabevi, İstanbul 1972.

      Eyüboğlu, İsmet Zeki, Anadolu İnançları, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, İstanbul 1998.

      Florescu, Radu R., McNally, Raymond T., Drakula ya da Kazıklı Voyvoda, çev. Ali Cevat Akkoyunlu, Doğan Kitap, İstanbul 2000.

      Frayling, Christopher, Vampirizm, çev. Elif Ersavcı, Varlık Yayınları, İstanbul 2009.

      Gerard, Emily, Transilvanya Batıl İnançları, çev. Berk Aytunç, Laputa Kitap, İstanbul 2021.

      Gruia, Catalin, “Drakula Vampir Kont”, National Geographic Türkiye, Şubat 2010, İstanbul, s. 58-81.

      Hançerlioğlu, Orhan, İnanç Sözlüğü, Remzi Yayınları, İstanbul 1975.

      Hauman, Heiko, Dracula-Hayatı ve Efsaneleri, çev. Atilla Dirim, Runik Kitap, İstanbul 2021.

      Hisametdinova, F. G., Şaripova, Z. J., “ Başkurt Demonolojisi (Şeytan Bilim) Terimleri”, Türk Dünyası Dil ve Edebiyatı Dergisi, çev. Burçak Okkalı, S. 37, Bahar 2014, s. 33-40.

      Işıklar, Ulaş, Gecenin Çocukları-Pelerinden Latekse, Avrupa Yakası Yayınları, İstanbul 2010.

      ______, “Son Dönem Korku Sinemasında Vampir Karakterinin Dönüşümü”, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 2005.

      Kabak, Turgay, «Rize Yöresindeki Obur ve Cadı ile İlgili İnanış ve Uygulamalar Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme», Uluslararası Türk Dünyası Kültür Araştırmaları Dergisi (Sempozyum Özel Sayısı), Cilt 7, Sayı 2, Trabzon 2016, s. 309-323.

      Kalafat, Yaşar, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri, Berikan Yayınları, İstanbul 2010.

      ______, “Eski Türk İnançlarının Rize ve Yöresi Halk Kültüründe İzleri”, Rize Sempozyumu, Rize 2006.

      Karg, Barb, Spaite, Arjean, Sutherland, Rick, Her Yönüyle Vampir, çev. Cüneyt Halu, Arkadaş Yayınları, Ankara 2011.

      Kaya, Mevlüt, Bir Çepni Köyü Tarihi ve Kültürü, Yüksel Ofset, Samsun 2007.

      ______, Çepniler Tarihi Serüveni ve Giresun-Espiye Yöresinin Kültür Kökenleri, Togan Yayınevi, İstanbul 2011.

      Kırgi, Salim Fikret, Osmanlı Vampirleri-Söylenceler, Etkiler, Tepkiler, İletişim Yayınları, İstanbul 2018.

      Koçu, Reşad Ekrem, Yeniçeriler, Doğan Kitap, İstanbul 2004.

      Kreuter, Peter Mario, “Güneydoğu Avrupa Vampir İnanışında Kadınların Rolü”, Osmanlı Döneminde Balkan Kadınları Toplumsal Cinsiyet, Kültür, Tarih, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2009, s. 241-252.

      Küçük, Abanoz, “Doğu Karadeniz Yöresi Doğum Sonrası İnanış ve Uygulamalarında Cadı/Obur”, Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, S. 12, 2011, s. 123-136.

      Le Fanu, Sheridan, Carmilla, çev. Deniz Akkuş, Beyaz Balina Yayınları, İstanbul 2000.

      McClelland, Bruce A., Vampirler ve Avcıları-Ölüyü Öldürmenin Kültürel Tarihi, çev. Enfal Erkan-Mukadder Erkan, Fol Kitap, Ankara 2023.

      Murgoci, Agnes, Romanya'da Vampir, çev. Eda Demir, Laputa Kitap, İstanbul 2021.

      Öktem, Emre, “Balkan Vampires Before Ottoman Courts”, http://www.cesnur.org/2009/balkan_vampires.htm, (Güncelleme Tarihi: 14.06.2010-Erişim tarihi: 20.06.2013).

      Özkaracalar, Kaya, “Vampir Dosyası 1: Halkinanışından Edebiyata Vampir İmgesi”, Geceyarısı Sineması, Sayı 3, Kış 1999, s. 26-35.

      ______, “Vampir Dosyası 2: Dracula Filmleri”, Geceyarısı Sineması, Sayı 4, Bahar 1999, s. 2-15.

      ______, “Vampir Dosyası 3: Kadın Vampir Filmleri”, Geceyarısı Sineması, Sayı 5, Güz 1999, s. 8-19.

      ______, “Vampir Dosyası 4: Çizgi Romanlar, Çizgi Filmler ve Diğerleri”, Geceyarısı Sineması, Sayı 6, Kış 2000, s. 12-19.

      Öztürk Bitik, Başak, “Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Cadı, Obur, Büyücü Anlatıları ve Kurgudaki İşlevleri”, Milli Folklor, S. 23, Kış 2011, s. 64-71.

      Pakalın, Mehmet Zeki, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, Milli Eğitim Basımevi, Cilt 1, İstanbul 1983.

      Pasin, Gülay Er, “Ölüm ve Ölümsüzlük Düşü Temasının Sinemada Vampir Karakterindeki Görünümü”, (Basılmamış Doktora Tezi), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2008.

      ______, Vampirin Kültür Tarihi, Ayrıntı Yayınları, İstanbul 2013.

                  Polat, İrfan, Türk Masal ve Efsanelerinde Olağanüstü Güçler ve Varlıklar-Türkiye Sahasının Demonoloji ve Diabolojisi, Selenge Yayınları, İstanbul 2020.

      Sakaoğlu, Necdet , “Mezarlık Cadıları”, NTV Tarih Dergisi, Ekim, İstanbul 2009, s. 66.

      Sarpkaya, Seçkin, “Türk Kültüründe Vampir Türk Dünyası Anlatıları ve İnançlarından Hareketle Türk Kültüründe Kan İçen Olağanüstü Varlıklar”, III. Genç Akademisyenler Sempozyumu, Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Ankara 2015.

      Saygı, Osman, “Sarıgöl Folklorundan: Cadılar ve Cadıcılar”, Türk Folklor Araştırmaları, Cilt 7, no. 150, Ocak 1962, s. 2606.

      Seyfi, Ali Rıza, Drakula İstanbul’da, Kamer Yayınları, İstanbul 1997.

      Scognamillo, Giovanni, Dehşetin Kapıları, Kamer Yayınları, İstanbul 1995.

      ______, Ünal, Aylin, Danacı, Fatih, Vampir Manifestoları, Laika Yayınları, İstanbul 2011.

      Stoker, Bram, Dracula, çev. Zeynep Akkuş, Kamer Yayınları, İstanbul 1998.

      Süleyman, Eset, Altay Kültür Dairesinde Yalmavuz Tipi, Türk Dünyası Dil ve Edebiyatı Dergisi, akt. Alimcan İnayet, S. 14, Ankara 2002, s. 377-385.

      Tournefort, Joseph Piton, Tournefort Seyahatnamesi, çev. Zülal Kılıç, Kitap Yayınevi, İstanbul 2005.

      Tulga, Derya, “Vampir Mitolojisi”, NTV Tarih Dergisi, S. 21, İstanbul 2009, s. 58-59.

      User, Hatice Şirin, “Vampir”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten, S. 2, Ankara 2010, s. 119-130.

      Yaltırık, Mehmet Berk, “Türk Kültüründe Hortlak Cadı İnanışları”, Tarih Okulu Dergisi, Sayı XVI, İzmir 2013, s. 187-232.

      ____, Sarpkaya, Seçkin, Türk Kültüründe Vampirler-Oburlar, Yalmavuzlar ve Diğerleri, Karakum Yayıncılık, Ankara 2018 (İkinci Baskı: 2022).

      ____, “’Kazıklı Voyvoda’ yahut ‘Drakula İstanbul’da”, Türk Dili, Sayı 849, Eylül 2022, s. 28-36.

      Yücel, Doğu, “Hollywood’da Vampir Miti”, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2004.

“GERİSİ HİKAYE” – VAMPİR PODCAST’LERİ

·         ÖLÜM, ÖLÜMSÜZLÜK, ÖLÜMDEN GELENLER: https://www.gerisihikayekorku.com/olum-olumsuzluk-olumden-gelenler-s01e01-gerisi-hikaye/

·         VAMPİRLER I – GECENİN ÇOCUKLARI: https://www.gerisihikayekorku.com/vampirler-i-gecenin-cocuklari-s01e11-gerisi-hikaye/

·         VAMPİRLER II, EFSANELERDEN EDEBİYATA: https://www.gerisihikayekorku.com/vampirler-ii-efsanelerden-edebiyata-s01e14-gerisi-hikaye/

·         VAMPİRLER III – BRAM STOKER VE DRAKULA: https://www.gerisihikayekorku.com/gerisi-hikaye-sezon-2-bolum-11-vampirler-iii-bram-stoker-ve-drakula/

·         ABRAHAM VAN HELSİNG: https://www.gerisihikayekorku.com/abraham-van-helsing-s04e17-gerisi-hikaye/

·         SİNEMADA VAMPİRLER (1896-1960): https://www.gerisihikayekorku.com/sinemada-vampirler-1896-1960-s03e18-gerisi-hikaye/

·         SİNEMADA VAMPİRLER (1960-1990): https://www.gerisihikayekorku.com/sinemada-vampirler-1960-1990-s03e21-gerisi-hikaye/

·         SİNEMADA VAMPİRLER (1990-93): https://www.gerisihikayekorku.com/sinemada-vampirler-1990-93-s05e05-gerisi-hikaye/

·         SİNEMADA VAMPİRLER (1994): https://www.gerisihikayekorku.com/sinemada-vampirler-1994-vampirle-gorusme-s05e06-gerisi-hikaye/

·         SİNEMADA VAMPİRLER (1995-2000): https://www.gerisihikayekorku.com/sinemada-vampirler-1995-2000-gunesli-gunler-pesinde-s05e07-gerisi-hikaye/

·         DEHŞET GECESİ: https://www.gerisihikayekorku.com/dehset-gecesi-s07e07-gerisi-hikaye/

·         CARMİLLA I – DİŞİ VAMPİRİN ARZULARI: https://www.gerisihikayekorku.com/carmilla-i-disi-vampirin-arzulari-s08e06-gerisi-hikaye/

·         CARMİLLA II – VAMPİRİMİZ HEM ANTİK HEM GOTİK: https://www.gerisihikayekorku.com/carmilla-ii-vampirimiz-hem-antik-hem-gotik-s08e07-gerisi-hikaye/

3 Ağustos 2018 Cuma

Varkolakların Gecesi-Bölüm 15


Uzaktan uzağa işitilen köpek ulumalarını dinleyen Engin, tüylerinin ansızın diken diken olduğunu hisseti. Bu his inceden esen yelden kaynaklanmıyordu. Orada, o sokak ortasında kendinden başka birinin daha olduğunu hissediyordu. Çok azının ışığı yanan daireler, sokak lambalarının kısmen sönük oluşu, çığlık atsa dahi sesini duyuramayacak bir karanlığın tam ortasında olduğunu düşündürüyordu. Üstelik Abdülharis’in gözlerinin önünde yaptığı hareket ve çok yakınlarda Varkolaklardan birinin dolaştığını söylemesi korkusunu perçinliyordu. O tek başınaydı. Sarımsaklar, dualar aklını kaybetmekten, delilikten nasıl koruyacaktı? Karşısındaki dehşetleri sinema perdesinden, bilgisayar ekranından, roman sayfalarından seyretmiyordu. An be an karşısındaydılar.
            Nereye gittiğini bilmeden Yaren’i bulmak ümidiyle hızlı hızlı yürürken kendi kendine sordu. O gece oturmasa, pencereden Varkolakların karanlık sırrın görmese ne olurdu? Eski hayatını kaldığı yerden yaşayabilir miydi? Bu habislik bir ur gibi en nihayetinde tüm şehri sardığında yine karşılaşmayacak mıydı? “En azından huzur içinde ölebilirdim” diye düşündü. Sonra vazgeçti. Kabir kaçkınlarının ortalıkta gezindiği bir gerçeklikte ölüm aradığı huzuru verebilir miydi? Tüm bunları düşünürken Yaren’i kurtaramama ihtimali çöreklendi zihnine. O tek başınaysa Yaren’i hangi sokakta bulacaktı? Kurtarabilecek miydi?
            Üzerine çöken gamın kasavetin hayli anormal olduğunu bir anda fark etti. Sanki bir şey görüşünü kapatıyor, mücadele arzusunu, iradesini engelliyordu. Bir an duraksayıp derin derin nefes alıp düşünmemeye çalıştı. Zihnine uzanan, üzerine çöken ağırlığı hissediyordu. Karanlık bir köşe başında hayal gibi bir siluetin belirdiğini gördü. Sanki küçük bir çocukken bir anda yetişkin bedenine bürünmüştü. Siluet kendisine ağır adımlarla sakin sakin yaklaşırken Engin üzerine tuhaf bir uyuşukluğun çöktüğünü hissetti. Danica saçlarını savurup işveli bakışlarla onu süzerken dehşeti ve arzuyu aynı anda yaşıyordu. Kadının cazibesi bir an için her şeyi unutarak ona ve uyuşukluğa teslim olmasını fısıldıyordu adeta. Sonradan Muzaffer’in hikâyelerini anımsadı. Vampirlerin kurbanlarını bu şekilde uyuşturarak saldırdıklarına ilişkin tasvirler zihninden akıp geçti. Cebindeki sarımsakları çıkarıp Danica’ya doğrulttu. Hortlağın yüzündeki arzulu ifade kaybolmasa da duraksadı. Sakin sakin konuştu: “Sevgilin bize katıldı Engin. Yanına gitmek istemez misin? Özlemedin mi onu?”
            “Yaren’e dokunduysanız sizi gebertirim!”
            “Sakin ol. O burada. O bizimle mutlu. Sen de mutlu olmak istemez misin?”
            Engin tam hortlağın üzerine yürüyeceği sırada karanlıkların içinde, Danica’nın yan tarafında bir siluetin belirdiğini gördü. Saçlarını ve yürüyüşünü seçebildiği kadarıyla bu Yaren’di. Gördüğünün hayal mi gerçek mi olduğunu anlayamadığından kıpırdamadı. “Engin!” diyerek kendisine yaklaşmayı sürdürünce sesini tanıdı. Ancak yine de kendisine tuhaf geliyordu. İçinden ona koşup sarılmak gelmiyordu. Yaren sokak lambasının altına vuran ışığa geldiğinde Engin yüzünü ayan beyan gördü. Danica misali arzuyla ve donuk gözlerle kendine bakması tuhafına gitmişti. Birden: “O mutluluğu heba etmeyi bilir ancak!” diyerek Danica’nın belirdiği köşeden çıkıp geldi Çağıl. Engin, onun da donuk bakışlarından ve ağır hareketlerinden hareketle bir tuhaflık olduğunu sezinliyordu. Mesafeyi koruyarak seslendi: “Onun yanında ne işiniz var? Öleceksiniz!”
            Çağıl sırıtarak yaklaştı: “Sen yaşadığını mı zannediyorsun?”
            Engin elindeki sarımsağı gayrı ihtiyarı Çağıl’a doğrultunca, vaki olmasından endişe duyduğu için aklının ucundan dahi geçirmediği o korkunç gerçekle yüz yüze geldi. Çağıl yüzünü ekşiterek birkaç adım geriledi. Yaren de kaşlarını çatmış, sinirli bakışlarla Engin’i süzüyordu. Danica elini uzatarak konuştu: “Bize katıl Engin. Sana sonsuz sevgi ve sıcaklık sunabiliriz. Yapman gereken tek şey üzerindekileri bir kenara atıp kollarımıza gelmen. Korkma Engin…”
            Kız arkadaşının ve Çağıl’ın boynundaki yara izleri görünmese de elbiselerinde bir miktar kan vardı. Engin sarımsakları bu sefer Danica’nın suratına uzatarak: “Asla!” diye haykırdı.
            Bir anda sokak boyundaki lambalar anında karararak ortalık göz gözü görmez bir karanlığa büründü. Danica ateş kızılı gözleriyle Engin’e bakarak tıslar gibi konuştu: “O zaman öl Engin!” Diğerlerinin de gözleri tıpkı onun gibi parlıyordu. Karanlığa rağmen yüzlerinin değiştiğini, sivrilmiş dişlerinin çenelerine doğru uzamış vaziyette olduğunu az çok fark edebiliyordu Engin. Danica, sağında Çağıl, solunda da Yaren olduğu halde ona yaklaşmaya başlamıştı. Kızıl gözleriyle öfkeli iblisleri andıran karaltılar sarımsağa rağmen kararlı adımlarla Engin’e doğru adım adım ilerliyorlardı. Korkudan boğazının kuruduğunu hissediyor, koşmak istediği halde korkudan uyuşan ayakları üzerinde ancak güç bela durabiliyordu. Bir anda sokağın öbür ucundan, arka tarafından nara misali yükselen bir peyda olunca nefesi kesildi: “Tek durasın Varkolağın avradı!”
            Hortlakların gözlerindeki arzu ve isteğin bir anda yerini korkuya bıraktığını gördü Engin. Ateş kızılı gözleriyle Engin’in arka tarafına bakıyorlardı. Yürümüyorlardı. Korkulu varlıkların üzerine gelmesini neyin engellediğini merak eden Engin kafasını çevirdi. Muzaffer’in hikâyelerinde ve makalelerinde okuduğu ürkünç hortlak tasvirlerinden biri kanlı canlı arkasında dikilmekteydi. Abdülharis’in ateş kızılı gözleri ayan beyan görülüyordu. Uzun saçlarından ve paltosundan tanımıştı onu. Ancak normalden farklı olarak kolları sanki dizlerine dek uzundu, bu haliyle siyah beyaz korku filmlerinin unutulmaz figürlerini andırıyordu.
            Abdülharis avına yaklaşırcasına üç hortlağın üzerine yürümeye başlayınca Danica haykırdı: “Burada başkası yoktu. Sen kimsin?”
            Paşa’nın yüzünde tiksindirici bir sırıtış peyda oldu. Dişleri bıyıklarının altından belli oluyordu: “Bulgar memleketinde iyi tanırlar beni. Sen nasıl tanımadın hayret? Ağabeyin olsa tanırdı muhakkak!”
            Danica hiçbir karşılık vermeden bir anda geriye doğru atılarak gölgelere karışıp kayboldu. Çağıl’la Yaren de onun peşinden atılıp kayboldular. Engin hala korkusundan güç bela nefes alıyordu. Abdülharis’e döner dönmez sokak lambalarının yeniden yandığını, paşanın normal görüntüsüyle arz-ı endam ettiğini gördü. Engin’in elindeki sarımsaklara bakıp söylendi: “İndirebilirsin. Benim ne olduğumu görüp sindiler. Bana kolay kolay dokunamazlar. Sana da…”
            Engin sarımsakları yeniden cebine tıkıştırırken gözyaşlarını sildi: “Yaren… Çağıl… Ele geçirmişler. Onlar gibilerdi…”
            “Vaktimiz var. Onları kurtarabilirsin. Ama onlardan evvel kurtarmamız iktiza eden başka biri var.”
            “Başka biri mi?”
            “Ben öteki varkolak da buradadır sanıyordum. Koklaya koklaya gidip yuvalarına baktım, orada göremedim. Bunlarla geziniyordur diye düşündüm ama burada da çıkmadı.” Engin’in yüzüne saf saf baktığını gören paşanın yüzünde müstehzi bir sırıtma peyda oldu: “Bu kızcağızla oğlanı ele geçirip senin gelmeni beklediklerine göre öteki Varkolak, Muzaffer’in peşinde demektir. Evini biliyor mu?”
            Engin yutkundu: “Daha da kötüsü paşam. Yanlışlıkla evine davet etmişliği var…”
            Abdülharis’in yüzü cenge tutuşan pehlivanlar misali kasıldı: “Kırcaalili misafirperverliğini yanlış kişilere harcamış. Yetişmezsek fena. Bunlarla cenge girerken cadıcıyı kaybetmek istemem! Takatin yettiğince koşar mısın fayton mu çevirirsin sana kalmış!”
            “Yaren?”
            “Tek başına hiçbir şey yapamazsın. Ancak cadıcıyı koruyup üzerlerine varırsak onları durdurma ihtimalimiz artar…”
DEVAM EDECEK

Varkolakların Gecesi-Bölüm 14


Engin, sesli mesajı alelacele açarken hoparlör seçeneğine dokundu. Yaren’in sesi arabanın içinde sanki yankılandı: “Engin acilen gel! Korkuyorum… Peşimdeler!” Yaren’in numarasını tuşlamaya çalışırken Muzaffer’in ağzından en galiz küfürler duyuldu. Abdülharis öne doğru eğildi: “Tanıdığınız mı?”
            Engin “aradığı numaraya ulaşılamama” anonsunun tamamını dinlemeden kapatıp Yaren’i tekrar tekrar ararken hortlağı yanıtladı: “Kız arkadaşım. Çağıl’ın eve gitmelerini söylemiştim. Angut Çağıl! Kıza sahip çıkamamış! Gerizekalı!”
            Muzaffer arabanın hızını arttırırken Engin’i sakinleştirmeye çabaladı: “Bilerek yapıyor. Dikkatimizi dağıtmak için. Yaren’i kurtaracağız…”
            “Öldükten sonra mı?”
            Paşa’nın sesi arabanın içinde gürledi. Engin adamın sesinin kendisini uyuşturduğunu, teskin ettiğini hisseder gibiydi: “Ölmeyecek. Öldürmeyecektir. Kanını içerse, varkolakların kalbini söküp suda kaynatarak ona içirirseniz ölmez.”
            Engin üzerindeki miskinlik hissini öfkeyle adeta bir kenara fırlattı: “Ölse daha iyi ya! Ne demek kanını içer, manını içer?”
            “Karşınızdaki mahlûk alelade bir eşkıya değil ki kızın canını alsın? Her gece kana susar. Kana susamak hiç dinmeyen bir açlıktır. Bir köy dolusu insanın kanını içsen ancak tokluk hissi verir. O yüzden peksimet atıştırıp açlığını geçiştirir gibi gecede iki veya bir kurbanla idare edilir.”
            Muzaffer müstehzi bir ifadeyle güldü: “Vampirler ve kan… Kızı öldürürse beslenemez.”
            Abdülharis: “En mühim noktaya temas ettin cadıcı. Kurbanın hayattayken beslenebilirsin. Daha doğrusu canlı birinden, o an için boynunu yahut bileklerini dişlediğin birinden kan içebilirsin. Herhangi bir şişeye, torbaya doldurulmuş kan da etkisizdir.”
            Telefonuna mesaj gelince Engin bir an duraksadı: “İnşallah Çağıl korkup kaçmıştır da onun yerine Çağıl’ı yakalamışlardır. Yaren’e bir şey olmamıştır…” diyerek Yaren’den gelen mesajı okudu: “Kaleiçi’ndeyim. Saklanıyorum.”
            Muzaffer, hayli ileride görünen tıp fakültesini ışıklarını göstererek Engin’i teskin etti: “Geldik işte! Çarşıya gidiyorum direkt. Sen Kaleiçi’ne inersin. Ben de eve çıkar Bozhidar’ın kazığını alırım. Yaren’i bulunca beni sizin evde beklersiniz. Oraya geleceğim.”
            Abdülharis: “Seninle mi geleyim cadıcı?”
            Cadıcı kafasını salladı: “Ben kendimi korurum paşam. Siz delikanlıyla gidersiniz.”
            “Çok iyi! Dimitar iblisini seneler önce duyup da görmek istemiştim. Burada karşılaşacakmışız demek... Ama hala aklımı kurcalıyor. Kendine yeni av sahası mı seçti yoksa aradığı başka bir şey mi var?”
            Kırmızı Lada fakülte kavşağından hızla geçip şehre doğru yol alırken Muzaffer uzaktan görünen Selimiye’yi işaret etti: “Eğer onlara denk gelirsen öldürmeden önce sorarsın paşam!”
            “Ben sorarım da… Siz bu geceyi sağ çıkarırsanız iyi. Bana da denk gelmeseniz Varkolaklar tüm şehri elden geçirirdi belki... Soralım bakalım kıstırınca.”
            Araba çarşı mıntıkasına yaklaşana kadar hiçbiri tek kelime etmedi. Orduevinin önündeki ışıklara geldiklerinde ansızın frenleyerek durdu. Engin’le Abdülharis arabadan iner inmez kırmızı Lada sağa sapıp Yediyol Ağzı’na çıkan yokuşta gözden kayboldu. Hortlak etrafına bakınarak şehre göz gezdirdi: “Buraya gelmeyeli neredeyse yüz sene olmuştur. Balkan Harbi’nin garabetini ancak atmış üzerinden!”
            Engin’in ardından hızlı adımlarla Antik Park tarafına inen hortlak bir yandan da eski binalara göz gezdiriyordu. Engin hızlıca sordu: “Edirne’nin sahibi yüzünden gelemediğini söylemiştin. Burası kimin av alanı paşam?”
            “Birkaç kişi vardı. Kişi dediysem anla işte benim gibi. Söylesem de tanımazsın hiçbirini. Sonuncusu Edirne’ye Doksanüç Harbi muhaceretiyle gelen bir aileye mensuptu. Hunaşamzadeler derlerdi. Kan içicinin Farisi lisanındaki şekli. Hunaşamzadelerden bir hanımın av alanı oldu en son. Lakin Varkolaklar böyle ellerini kollarını sallayarak gelebildiklerine göre ortadan kaldırıldı. Ya başkaları ya Varkolaklar. Burası bir zamanlar daha güzeldi. Balkan Harbi’nden, Rus harplerinden öncesinde görmeliydin. Mavi boyalı evler sıra sıra karşılardı insanı. Bahçeler, bağlar, köşkler… Onlar da benim gibi artık. Hatırlayanları kalmadı.”
            Engin’le Abdülharis Kaleiçi sokaklarına vardıklarında hortlak bir an duraksayarak havayı kokladı: “Bir tanesi buralarda dolanıyor hala. Ben onu arayacağım. Sen de yavuklunu ararsın…”
            “Bir şey olursa nasıl haber vereyim?”
            “Çığlık atarsan sesini duyacak kadar yakında olurum delikanlı…”
            Abdülharis bir anda havaya sıçrayarak çatı saçaklarının gölgelerinde kayboldu. Engin hayal meyal kertenkele misali duvardan sürüne sürüne geçip çatıya tırmanan bir gölge gördü. Yaren’in telefonunu arayarak ulaşmayı ısrarla sürdürerek evinin olduğu sokağa doğru koşturdu. Uzak uzağa işitilen köpek sesleri ve yarısı sönük sokak lambalarıyla hayli ürkütücü bir manzarayla karşı karşıyaydı. Ancak o an için bulunduğu yerden ziyade sevgilisini bulamamaktan –canlı şekilde bulamamaktan- korkuyordu.

DEVAM EDECEK